Su Havzaları ve Su Kalitesi

Blue Ridge Dağları, Asheville,NC

Blue Ridge Dağları, Asheville,NC

Eğer bir su damlası olsaydınız, toprağa düştüğünüz gibi nereye nasıl akacağınız hangi su havzasında olduğunuza bağlı olacaktı. Ya da daha kitapvari bir tanımlama ile : Su havzası , karasal alana düşen her yağışın aynı noktaya ulaşmasını sağlayan topografik oluşumdur. Yeryüzündeki tüm karasal alan bir su havzasına bağlıdır. Bazıları “kapalı” havza olup, bir gölde bitiyor olabilir ancak çoğu büyük nehirleri ve okyanus/deniz giriş noktalarını kapsar. Bir nehirin havzası yüzlerce küçük alt havzalardan oluşabilir.

Su havzaları su kaynaklarımızdır. Havzalardan çektiğimiz su, arıtma tesislerinden geçip, evimize gelir, evimizden çıkan atıksu gene arıtma tesislerinden geçerek (ya da biz geçtiğini düşünürüz!) su havzalarına geri döner. Topografi, toprak yapısı, alan kullanımı ve yönetimi, ne gibi bitki çeşitleri ile kaplandığı hep su kalitesini ve miktarını etkileyen koşullardır. Bir ortamdan geçen su aktığı gibi kirlilik yaratıcı maddeleri de beraberinde götürür. Kirliliğin yüksek olduğu su havzalarında daha pahalı ve ileri derecede arıtım adımları atılmalıdır. Su havzalarının yapısı aynı zamanda yeraltı su kaynaklarını da etkilemektedir.

Toprak kullanımına göre su havzaları orman, tarım veya şehirleşmiş havzalar olarak sınıflandırılabilir. En önemli farkları karasal alanın nasıl kullanıldığı, suyun ne kadar hızlı geri döndüğü ve ne kadar kirli olduğudur.

Orman ağırlıklı bir su havzası daha fazla su depolayıp, yeraltı su kaynaklarına daha fazla katkıda bulunur. Ancak tarım ve şehirlerin yoğun oldugu bir havza ise, yüzeyden akan su hem kirlilik arttırıcı maddeleri beraberinde getirecektir hem de suyun yüzey akışı hızlı olacağı icin su yeteri derecede toprakta emilmeyip, yeraltı su kaynaklarını şarj etmeyecektir. Bunun nedeni toprak kalınlığının ve yoğunluğunun her havzada degişik olması, özellikle orman ve şehir ağırlıklı havzalar arasında. Yapılanması yüksek oranda , şehirleşmiş havzalarda organik madde azalması görülür, ve toprak yapılanma yüzünden daha çok sıkılaştığı için  su ve hava dolaşımı azalmıştır.

Karşılastığımız önemli sorunlardan biri de su kaynaklarına kirlilik derecesi. Tarım ağırlıklı havzalarda gördüğümüz genelde nitrat ve fosfat değerlerinin yüksek olduğu. Bu kirlilik elementleri suya karıştığında  yosun oluşmasına ve çözünmüş oksijen değerlerinin azalmasına neden oluyor. Bir örnek olarak, birçok tarım sahasına sahip olan Misisipi  havzasının Meksiko körfezinde oluşturduğu ölü bölgeler verilebilir.

Casali’nin makalesinde verilen bir örnekte, orman ve otlak alan olarak kullanılan havzalardan toplanan değerler ortalama azot salınımının ormanlık havzalarda 2.5 kg/ha-sene ve otlaklık havzalardan 3.5 kg/ha-sene olduğunu göstermiştir. Fosfor değerleri ise 0.1 kg/ha-sene (ormanlık) ve 0.3 kg/ha-sene (otlaklık) olarak verilmiş. Su da sadece 0.03 mg/L değerinde fosfor bulunmasının ise ötrafikasyon riski icin yeterli olduğu verilmiş.

 Erozyon ise hangi su havzasında olursanız olun karşılaşılan bir durum. Erozyon dolayısı ile taşınan toprak belli başlı yerlerde birikerek çökünme yapar ve toplanır. Bu çökmenin oluşum hızı ve miktarı suyun akış hızına ve aktığı yolun profil ve şekline bağlıdır. Orman yoğunluğu olan su havzalarında düşen yağmurun 25%i orman kanopisi (üst yaprak örtüsü) ile kesilerek, erozyonu azaltmada etkili olur.  Ağaç kesimi yoğunluğunun ve su kaynağına yakınlığının ise bu oranda büyük etkisi vardır. Chesapeake bölgesinde yapılan bir araştırmada, orman örtüsünde ki 24 % oraninda azalma yüzeysel su akışını 19% oranında arttırdığı gözlemlenmiştir.

turkey rivers.png

Turkiye’de 26 akarsu havzası vardır ve 5’i Turkiye’deki akan su miktarının yarısını  oluşturmaktadır. Havzaların  %70 i denize dökülmektedir. WWF 2014 Rapor’una gore Türkiye su stresi hisseden ülkeler kategorisine girmektedir (senelik kişi başına düşen 1593 m3 su miktarı ile). Ödemiş ve Evrendilek, 2007 tarihli makalelerinde su hacminin 1995-2002 yılları arasında 16% azaldığına dikkat çekmişlerdir.  Akan su debisinin azalması, kirlilik ve nüfus artişi içinde bulunduğumuz tehlikeyi arttırıp bizi tahmini olarak 2030 da ulaşacağımız “su fakiri kategorisine sürüklemektedir (kişibaşı 1120 m3/sene).   Nüfus yoğunluğu ise ne yazık ki suyun yoğun olduğu bölgelere denk gelmiyor. Mesela, Marmara Bölgesi, Türkiye nüfusunun %28ini içerirken, akarsular sadece Türkiye genelindeki su miktarının  %4 ünü temsil ediyor. Endüstrileşme ve şehirleşme ile beraber yeterli atıksu arıtmasının bulunmaması da bu bölgedeki su havzalarının daha kirli olmasına yol açıyor. Türkiye’nin su havzalarında ağırlıklı görülen kirlenme ağır metaller, organik madde ve , N-F yüklemesi ile görülüyor. Ödemiş ve Evrendilek makalesinde de akarsularda pH ve su sıcaklığının arttığı tespit edilmiştir. Artan su sıcaklığı, suda yaşayan canlılar için daha az çözünmüş oksijen demektir.

Kullanabildiğimiz hali hazırda suyun %70’i tarım için kullanılmaktadır. Su havzalarını çevreleyen alanların kullanımı da hızlı bir şekilde ormanlık alandan şehirleşmeye ve tarıma doğru gitmekte. Ormanlık havzalar oksijenimizi, temiz suyumuzu sağladığı halde eğer önü alınmazsa, 2050 yılına kadar 230 milyon hektar ormanlık alan yok olacak. Ormanlık alanların yok olması, sadece temiz su ve karbon depolayan alanların yok olması değil aynı zamanda 500 milyon ormana bağımlı olan dünya nüfusunun ana damarının koparılması.

Su havzaları , doğal kaynakların içiçe geçmiş karakterlerinin en iyi görülebildiği örneklerdir aslında.  Havzanın yönetimi ya da su kirliliğini önleyen adımların atılması konusundaki problemler genelde su havzalarının sınırlarının geopolitik sınırlarla bağdaşmaması ile derinleşir. Su, farklı eyaletlerin, belediyelerin, şehirlerin ve ülkelerin sınırlarını tanımaksızın akar ve beraberinde kirliliği de getirir. Örneğin, Türkiye , Meriç-Ergene, Coruh, Fırat – Dicle, Asi ve Aras havzaları ile komşularımızın su kaynaklarına katkıda bulunur. Bu havzalar Türkiyenin su potansiyelinin %36 sını temsil etmektedir. Su havzası yönetimi kendi başına politik sorun yaratma potansiyeli olan bir konu. Su kalitesi ve miktarını etkileyen projeler komşularımızla olan ilişkimizde gerginlik yaratabilecek projeler. Ancak havza koruma ve yönetme yaklaşımları aynı zamanda sınırlar ötesi etkilenen tüm yandaşların beraber çalısması için büyük bir fırsat. Biraraya gelerek çevre duyarlısı çözümler üreterek , yaşamamız için gerekli olan temiz ve sürdürülebilir su kaynaklarını ve ekosistemi yaratmak ve korumak hepimizin görevi.

Kaynaklar (Yazıda bağlantısı verilmeyenler)

Edwards, P.J., Williard K.W.J and Schoonover J.E. “Fundamentals of Watershed Hydrology”, Journal of Contemporary Water Research and Education, April 2015

CAsali J. et al, “Sediment Production and Water Quality of Watersheds with contrasting land use in Navarre (Spain), Agricultural Water Management , 2010 , Issue 97.

Akin M. and Akin G. “Suyun Onemi, Turkiye’de Su Potansiyeli, Su Havzalari ve Su Kirliligi” Ankara Universitesi  Dil ve Tarih-Cografya Fakultesi Dergisi, 2007, Issue 47-2

Odemis B., and Evrendilek F., “Monitoring Water Quality and Quantity of National Watersheds in Turkey”, Environmental Monitoring and Assessment, 2007, Volume 133

Ilke McAlileyComment